28 Mayıs 2012 Pazartesi

Yazan: Ekin :)

Ekin mini kitaplar hazırlamayı çok seviyor. Toplam 3 sayfadan oluşan ilk kitabını 2,5 yaşında yazmıştı, daha doğrusu bana yazdırmıştı :) Önce kafasında kurguluyor, sonra bana anlatıyor. Resimleri yapmakla başlıyor kitabının hazırlıklarına. Çizimleri tamamladıktan sonra metinlerin yazımında bana ihtiyaç duyuyor :) Bu yıldan sonra artık kendisi yazar, ne de olsa apar topar ilkokula başlayacak kuzum :( Neyse... Son kısım kapak hazırlama kısmı. Oradaki tüm resimler/çizimler ve yazılar Ekin'e ait olmalı.

Bu şekilde hazırladığı pek çok mini kitabı var Ekin'in. Bunlardan birini hafta sonu kahvaltıdan önce yapıp bitirdi. Aç karnımın gurultusu eşliğinde de bana yazdırdı (kızım bari kahvaltıdan sonra yazsaydım dedim, dinletemedim :P)

Bu kitap hayvanlar rehberi gibi bir şey; adı da "Doğal Yaşam Hayvanları". Ben kahvaltı hazırlarken hayvan şekilli kurabiye kalıplarını aldı, "ben bunları kullanarak bir kitap hazırlayacağım anne, hayvanlar tek tek kendilerini anlatacaklar" dedi. O anda kafasında tüm yapılacakları kurgulamıştı (işte buna bayılıyorum!). Kahvaltı hazırlanana kadar kitap (kapak hariç) hazırdı. Yazma kısmı çok hızlıydı (Ekin'in konuşma hızına yetişebilmem için) okuma kısmında ise çok güldüğümüzü söyleyebilirim :)))

 
Kitabın kapağı...

 


 
1. sayfa: Merhaba! Ben bir domuzum. Genellikle çiftliklerde yaşarım. Ama bazen özgür de yaşayabilirim. Her gün çiftçi bana yemek verir. Yaşamımdan çok mutluyumdur :)

 


2. sayfa: Merhaba! Ben koala. Ağaçlardan çoğu zaman inmem. Yavrumu sırtımda taşırım. Bazen ağaçtan aşağı inebilirim. Ama çoğu zaman olmaz. Hoşçakalın :) 

 

 
3. sayfa: Merhaba! Ben bir pandayım. Doğal yaşam ortamında yaşarım. Yani çayırlarda ve hayvanat bahçelerinde. Ben orada çok mutluyum. Ben artık hamile oldum. O yüzden serbest bırakıldım. Çocuğumun vücudunda benekler olduğu için adını yıldız koydum. O yüzden yıldızları çok severim, özellikle de beneklileri :)



4. sayfa: Merhaba! Ben bir fokum. Kıskaçlı hayvanların beni ısıracağını düşündüğüm için hiç sevmem. Suda yaşadığım için yunusları hep görürüm ve yunuslarla arkadaş olurum. Ama güneş benim gözlerimi kamaştırdığı için sarı rengi hiç sevmem. İyi ki sarı renk olmamışım. Sarı renk olsam kendimi de sevmezdim. Sarı yunuslarla da arkadaş olmak istemem. Son bir şey söyleyeceğim (hadi artık Ekin, sayfa bitiyor dediğim için :P); o da en sevdiğim rengin turuncu olması :)



 
5. sayfa: Merhaba! Ben penguen. Genellikle buzlu alanlarda yaşarım. Genellikle balık yerim. En sevdiğim renk yeşil olduğu için kendime "iyi ki yeşil olmuşum" derim. En sevdiğim renk yeşil olduğu için dileğim tüm buzların yeşil olması ve naneli tadı olması :)





6. sayfa: Merhaba! Ben zürafa. Doğal yaşam parkında yaşardım eskiden. Ama artık kaçtım. Çünkü taşlık alanları severim. Bir de su olmalı. Çünkü taşları suya atmayı çok severim :)



Arka kapakta panda ailesi var :) Bir de yazarın adı :)

 



16 Mayıs 2012 Çarşamba

Mayısın Güzelliği...

En başta peşin peşin söyleyeyim, sevgili eşimin çektiği, instagram'a eklediği fotoğraflara el koydum. İzin mizin de hak getire. Telifi neyse öderiz artık :)))

Aşağıdaki fotoğraflar mayısın ilk hafta sonundan. Sıcacık bir hava ile başlayan mayıs ayıyla birlikte İzmir'de sahiller dolmuştu. Sanki temmuz ayındaki gibi bir görüntü vardı. Bunu görüp feci gaza gelen Ekin, "ayaklarını azıcık suya sokarken" kendini kıyafetleriyle denize bırakıverdi :)






Fotoğraflardan anlaşılıyor mu bilmem, çıktığında sırılsıklamdı Ekin :)))


Sonrasında en sevdiğimiz pazarlardan Sığacık Pazarı gezisi. Hatta daha önce bu konuda bir post yayınlamıştım: http://ekinvebiz.blogspot.com/2010/11/sgackta-guzel-bir-pazar-gunu.html

Pek severiz bu pazarı biz :)




Güzelim çiçekler...


Ekin'e her gidişimizde el yapımı bir oyuncak alırız. Ben bu kez filleri çok beğendim ama Ekin kırmızı beyaz bir eşeği tercih etti :)



Mmmm, ev yapımı baklava... Baba-kız bayılıyorlar bu baklavaya. Yapmayı öğrensem, becerebilir miyim acaba???

Hafta sonundan itibaren Ekin'in deyişiyle "sonbaharın gelişini andıran" havaya bakınca, bu fotoğrafları paylaşmak istedim. Aynı gün içinde dört mevsimi yaşatan meşhur "İzmir'in havası", hangi ayda hangi mevsimde olduğumuzu şaşırtıyor bize. Oysa ne güzel başlamıştın Mayıs :))))

3 Mayıs 2012 Perşembe

Kelebekler ve Komik Yüzler


Meraklı Minik'in mayıs sayısı harika! Tam Ekin'in seveceği türden bir etkinlik var içinde. Çıkartmalarla kelebek süsleme :) Kelebekleri önlü arkalı süslemek gerçekten eğlenceli bir iş (dergiden bir tane de kendime alsam mı diye düşünmedim değil, ne yalan söyleyeyim!) Pino'nun ellerine sağlık ;)



Normalde sadece bunun için oturup bir post hazırlamazdım ama (çünkü Meraklı Minik'in her sayısında oldukça eğlenceli etkinlikler var), sonrasında Ekin'in kalan çıkartmalarla yaptıklarını görünce fikrim değişti.


 

 



 
Kelebek süsleme için hazırlanan çıkartmaları gözler olarak kullanarak birbirinden komik ve şirin yüzler yaptı :) Çalışmasının altına da gizemli bir şeyler yazdı. Bu aralar bir sürü harfi rastgele yan yana getirip bana okutuyor, sonra da okurken çıkardığım seslere kahkahalarla gülüyor :) Eğlenceye bakar mısınız? :)) 


 

Komik suratlar birarada :)


25 Nisan 2012 Çarşamba

Lapbook Denemeleri-2- 23 Nisan Lapbook

Ekin 2-2,5 yaşındaydı bu çalışmayı yaptığımızda (boyamalardan belli zaten). Aslında kapsam olarak kelebek lapbook'a göre daha az zamanımı aldığı için önce 23 Nisan lapbook'unu tamamlamıştık. Yani bu ilk lapbook çalışmamız :)



Kapak sayfası
(bir ipucu; çıkartmalı kağıtlara basarsanız, yapıştırması çok daha kolay, görünüşü de pürüzsüz oluyor)



Orta sayfa
(Atatürk, Türk bayrağı ve dünya çocukları görselleri, 2-2,5 yaş çocuğuna 23 Nisan'ı anlatmak için gayet etkili ve yeterli bana kalırsa...)




Sol tarafta 23 Nisan şarkısı ve 23 Nisan şiiri, sağ tarafta oyun kartları bölümü var.




Ekin'in minicik elleriyle boyadığı dünya çocukları boyama kartları :) Bu kartlarla ne oyunlar uydurduk! Ülkeler ve giysiler hakkında, insanların farklılığı hakkında konuştuk. Ayrıca Ekin bu kartlardaki çocuklarla bıdır bıdır konuşarak kendi oyunlarını da üretmişti :))



Bunlar da eşleştirme ve hafıza oyunları için kullandığımız dünya çocukları kartları...



Arka sayfa
(dünya çocukları ile ilgili bir boyama ve Türk bayrağımız)

Not: Görselleri google'dan bulup lapbook'a eklemiştim.

9 Nisan 2012 Pazartesi

Sihirli Fasülyeler


Bu bir baba-kız etkinliğidir, baştan söyleyeyim :) Onlar yaptılar, ilgilendiler, gözlemlediler, bana yazmak düştü :)))

Bildiğimiz fasülye deneyi bu, sanırım ilkokul zamanlarımızda yapmıştık en son. Eh, çocuğu olan herkes çocukluğunu yeniden yaşıyor ya da hatırlıyor gibi olmuyor mu? Unuttuğumuz, çocuklukta bıraktığımız her şey yeniden gün yüzüne çıkıyor. Oyun oynamak, mini mini karıncaların peşine takılmak, baharla birlikte açan güzel çiçekleri görüp heyecanlanmak, önünden geçip gittiğimiz ve yetişkin bakışıyla farketmediğimiz pek çok detayı görüp farketmek... Bence çocuklu hayatın en güzel kazançlarındandır hayata çocuk gözüyle bakmayı yeniden hatırlamak...

Neyse, uzun bir giriş oldu ama bu fasülye deneyi bana bunları hissettirdi. Her gün büyüyerek, hatta "ya, bu fasülyeler bu kadar uzuyor muydu?" dedirtip beni de Ekin'le birlikte şaşırtan bir deney oldu bu :))


Fasülyeler filizlenmeye başladıklarında...


...Ekin de elinde büyüteçle incelemeye başlar :)


 "Elimde büyüteç varken biraz eğleneyim" :)


Malzemeler topluca :) Bir şey eksik ama...


Sulayalım, ne de olsa suyla büyüyor bu filizler :)


Hah buldum neyin eksik olduğunu! Yahu, altına bir tepsi veya örtü koymak aklınız gelmedi mi?


Birkaç gün sonra...


Birkaç gün daha...



Neredeyse ağaç olacaktı bu fasülye filizleri :)) Daha da uzadılar aslında, ama çektiğim son halleri bunlar. Bu son haline bir karış daha ekleyin, en son o haldeydiler işte. Ekin her gün suladı, her gün inceledi ve her gün "aaa, ne kadar hızlı büyüyorlar!" dedi.

Burada paylaşılacak bir baba-kız etkinliği daha var sırada. Çok daha kapsamlı ve özel. Ekin'in doğduğu günden itibaren başlayan, emek ve titizlikle süren bir çalışma. Son birkaç yıldır Ekin'in de katılımıyla ilerleyen... Daha fazla yazmayayım, çünkü o yazı "baba"nın ellerinde öper :))

29 Mart 2012 Perşembe

Kitap Okuma Ritüellerimiz


Çok oldu bu konu hakkında yazılıp çizileli, ama yine de azimle bu konuda yazmak istiyorum :)

Biliyorsunuzdur çoğunuz, sevgili Bir Dolap Kitap'ımızın dolap kapaklarından (kendileri öyle diyorlar) Banu bir yazı yazmıştı; "Kitap Okuma Ritüelleri" başlığıyla. Yazının sonunda da "Peki yaz siz? Sizin kitap okurken mutlaka yaptığınız ya da “Kitabımı ille de şöyle okurum,” dediğiniz neler var?" diye sormuştu ve biz Bir Dolap Kitap takipçileri de kendi ritüellerimizi yorumlara eklemiştik. Yazıya eklenenler yeni bir yazı oluşturdu ve hatta herkes kendi blogunda kendi ritüellerini yazdı. Dalga dalga genişleyen ve herkesin eklemeleriyle keyifle okunan birçok yazı ortaya çıktı, pek çok ilginç ritüel öğrendik :)


Kitapsever Ekin :)


Ekin'in kitaplığının bir kısmı (en üstte Meraklı Minik'ler ve sanat kitapçıkları var, sığmayanlar başka raflarda, bebek kitapları ise kolilerde)


Çoğu benzer ama ben de kendi adıma kendi ritüellerimi yazmak istedim (hatta tembellik yapıp Bir Dolap Kitap'ın yazısına yazdığım yorumumdan kopya çektim bir kısmını :P):

  • Her ne kadar eskisi gibi zaman kavramını yitirip, kendimi kaybedip saatlerce okuduğum zamanları özlesem de, hala okumak büyük keyif benim için. En sevdiğim kitap okuma saatleri ise herkes yattıktan, ev sessizliğe büründükten sonraki zaman dilimi. En rahat okuduğum zamanlar gece. Ve en sevdiğim okuma şekli kesintisiz okuma. Okurken bölünmeyi sevmem ama artık pek mümkün değil bu :) Üniversitenin ilk yıllarında dönem arası gömülürdüm kitaplara. Sevgili arkadaşım Tutku'nun (artık hayatta değil maalesef) eski baskı, sayfaları yıpranmış nefis André Gide kitaplarını soluksuz okuduğumu hatırlıyorum. Okumak deyince aklıma kokusuyla birlikte gelen en mutlu anlarımdır onlar...

  • Asla yiyerek okuyamam, ama illa ki içerim :)) Çay, kahve ya da yazın soğuk bir bira, kışın şarap ;)  (Bu yorumum bir dolap kitap okurlarını yorumları listesinde de yer aldı) Bana özel zamanlardır ve hiç bitmesin isterim.

  • Arabam olmadan önce otobüslerde okurdum, sayısız kitabımı bu şekilde yalayıp yutmuşumdur :) Oturmam da gerekmez, ayakta bile olsam her şekilde okurdum.  

  • Aynı şekilde herhangi bir sıra beklerken ya da birini beklerken, Ekin bebekken dışarıda pusetinde uyuduğunda, emzirirken kucağımda uyuduğunda (bu şekilde çok kitap bitirdim), dedim ya her şekilde okuyabilirim :) Tek yapamadığım aynı anda pek çok kitap okumak. Bazen yaparım ama istediğim performansı sağlayamam:) Tek kitaba yoğunlaşıp onu okuyup bitirip yeni kitaba geçmeyi severim.

  • Son 5 yıldır çocuk kitapları da ilgi alanımda. Ekin babasının erken tanıştırmasıyla daha mini mini bebecikken kitap kurdu olmuştu. Nefis paketler içinde gelen bebek kitaplarını sevinç çığlıklarıyla karşılardı :) Kızım da okurken sessizlik tercih ediyor, odasına çekilip “kendine özel zaman” yaratıyor ve kitapların dünyasına dalıyor :) Beraber okuduğumuz zamanlar genellikle yatmaya yakın saatler oluyor. Ekin'in seçtiği kitapları okuyup sohbet ediyoruz, en sevdiğimiz zaman dilimi :) Eğer yeni bir kitap varsa, asla yatma saati, yemek saati falan dinlemeyiz, hemen açıp okuruz. Kitap beklemez! :) Bizim evin alingirli, fantastik kitap bulucusu/alıcısı eşimdir. Müthiş sanat ve mimarlık kitapları bulur, ya da üç boyutlu kitaplar kapıp getirir. Her Şeyin Öyküsü'nü daha basılır basılmaz alıp, Ekin'i mutluluktan delirtmişti :)

  • Ekin'in tasarladığı kitap ayraçlarını kullanırım. Okumak için kitabımı her açtığımda kitap ayracımı görüp gülümserim :)

  • Kitaplarımı okurken sevdiğim yerlerin altını çizerim. Eskiden kıyamazdım, ama not alıp, işaret koyarak okumak daha çok hoşuma gidiyor. Yeniden göz attığımda neleri çizmişim, neleri önemsemişim, bunları görmeyi seviyorum. Kitap sayfalarımı kıvırmam ama kurşunkalemle çizerim satır altlarını. (Ama roman ya da öykülere değil, daha çok ebeveynlik, kişisel gelişim türü kitaplara yapıyorum bu uygulamayı)

  • Kitap alıp verme sırasında pek çok kitabım gelmemek üzere gitti. Bu yüzden uzun zamandır kimseden kitap almam, kimseye vermem de :) Beğendiysem gidip alırım kendime, okuyup kitaplığımıza eklerim. Eskiden okuduğum şimdi kitaplığımda olmadığı için üzüldüğüm çok kitap var :(

  • Plaja mutlaka kitapla giderim. Bu Ekin'de de alışkanlık oldu, plaja gideceğimiz zaman önce kitabını seçiyor :) Yatıp güneşlenmekten nefret ederim, ama elimde kitabım olursa güneş, sahil, etrafımdaki insanlar bana sıkıntı vermez (normal koşullarda yaz günü bütün gün sahilde boş boş yatan insanlara gıcık olurum da...)


 "Kitaplarımla giderim plaja" :)

Bu arada, Bir Dolap Kitap kütüphane haftası nedeniyle bir etkinlik düzenledi: 1 Nisan gününe kadar sizin ya da çocuğunuzun ya da ailecek kitap okuma alışkanlıklarınızdan birini gösteren bir fotoğrafı birdolapkitap@gmail.com adresine gönderiyorsunuz. Bir Dolap Kitap'ın Facebook sayfasındaki "Kitap Okuma Ritüelleri" başlıklı albümde yayınlanıyor. 8 Nisan saat 22'ye kadar en çok beğenilen ilk 3 fotoğraf sahibine YKY'den hediye kitaplar var. Detaylar için şuraya lütfen :)

Biz katıldık, siz de ekleyin fotoğrafınızı. Gerçekten kitap okuyan miniklerin fotoğraflarına bakmak çok güzel :) Aslında ben ailecek okuduğumuz bir fotoğraf koymak istiyordum ama kurgulayıp çekmek uzun sürecekti. Hazırdan faydalandım :) Hem de benim çok sevdiğim bir fotoğrafı kullanmış oldum.


Bizim fotoğrafımız bu :)



20 Mart 2012 Salı

35...

Ben bugün, şu dünya üzerindeki 35. yılımı bitirdim. İlkbaharın başladığı gün doğduğum için baharla beraber yeniden doğmuş gibi oluyorum her yıl :)

Son bir yıl yani 34. yaşım beni bazı yönlerden epey zorladı (bunları uzun uzun yazmayacağım). Ama hayatımın son 14,5 yılında (bak düzelttim aşkım, 9,5 yılı evlilik anlamında yazmıştım :) )ve son 5,5 yılında benimle olan iki güzel varlık sayesinde diyorum ki, daha yaşanacak çooook güzel günler var :)

Bunlar, pazar günü kutlamalara başlayan canımın içi Ekin'imin plan ve organizasyonları sonucu babasını da örgütleyerek, ben mutfakta şarkı söyleyip ortalığı toplarken odasında harıl harıl yaptığı ve yaptırdığı resimler :) İyi ki doğdun anneeee şarkısı eşliğinde teslim aldım, mutfağın girişine astım. O güzel ellerinize sağlık...


E, o zaman... İyi ki doğmuşum :))))